Home » Oyunlar » İnceledim: Medal of Honor: Warfighter

İnceledim: Medal of Honor: Warfighter

2012 yılında birçok FPS oynadım. Niyeyse son zamanlarda birkaç oyun hariç asker temalı oyunların çoğu aynı işleyişte gidiyor gibi hissediyorum ve bu gittikçe kabak tadı vermeye başladı. Electronic Arts Battlefield 3’le özellikle çok oyunculu oyun konusunda zirve yaptı diyebilirim, zaten CoD’dan farklı bir yapısı var BF3’ün. Ama Call of Duty’nin karşısına son iki yıldır Medal of Honor’ı koyma çabaları pek de işlevsel hale gelemiyor ne yazık ki. Medal of Honor: Warfighter da bu azimli fakat arada kalmış çabalamanın en açık örneği.

Öyle bir ara sahne yaparım ki gerçek sanırsınız

MoH: Warfighter çok duygusal çok etkileyici bir senaryo anlatacağız iddiasıyla çıka gelmişti. Çok iyi modellenmiş ve cilalanmış ara sahnelerle bir askerin geçmiş ve geleceğe giderek operasyonlar dahilinde ailesi ve ordu arasında gitgellerini anlatan bir hikaye koyuyor karşımıza. Taktik belli, CoD taktiği. Bir gelecek bir geçmiş, iki hafta sonra, bir hafta önce, üç saat evvel… Allah aşkına böyle yapınca çok mu etkileyici bir hikaye anlatmış oluyorsunuz? Bu mudur sizin duygusal hikaye anlatma yolunuz. Daha karakterleri bile adam akıllı tanımadan birilerini vurmaya başlamak, yanımızdaki bir arkadaşı kaybetmek zerre duygusallık uyandırmıyor haberiniz olsun. Neyse, çok da öfke kusmayayım şimdi. Sonlara doğru duygusal sahneler yoğunlaşıyor ama hikaye anlatmak istiyorsanız şu ileri geri kurguları bir bırakın lütfen.

Araç kapışmaları leziz.
Araç kapışmaları leziz.

MoH: Warfighter oynanış bakımından CoD’a ciddi anlamda benzetilmeye çalışılmış. Her ne kadar balistik olarak CoD’dan çok daha gerçekçi olsa da Arcade olma konusunda ondan geri kalır yanı yok. Yine tek kişilik senaryoda envai çeşit silah birebir gerçekçi olarak modellenmiş durumda emrinize amade. Yalnız oyunun hızı konusunda ciddi sorunlar var. Çoğunlukla siper al, siperdeki adamı vur ilerle, kapıdan içeri baskın yap, siperdeki adamı vur ilerle tarzında gidiyor çoğu bölüm.

Arada keskin nişancı, araba kovalama gibi ilginç olmaya çalışan ama vasatı aşamayan bölümler olsa da zaten çok uzun olmayan tek kişilik oyun modunun yarısını tamamladığınızda yaptığınız şeyleri devamlı olarak tekrarladığınızı fark ediyorsunuz. Yapay zeka zaten çok parlak değil. Ya üstünüze pompalı tüfekle gelen askerler, ya da ellerinde uzun namlulu tüfekleriyle siperde bekleyip adeta “loop” olmuş bir biçimde aynı hareketleri yapan elemanlarla karşılaşacaksınız. Oyun bir türlü ivme kazanmıyor. Call of Duty’nin insanın midesini bulandıran hızına karşın MoH’da lineerlikten kaynaklanan bir sıkıcılık hakim. Bir bölümü bitirdikten sonra bir sonraki bölümde neler olacağına dair zerre heyecan duymuyor insan.

Ben bu saç kesilecek demedim mi, tren yolu açayım mı kafanda şimdi?
Ben bu saç kesilecek demedim mi, tren yolu açayım mı kafanda şimdi?

Oyunun başında MoH’un aldığı notların çok düşük olduğuna, hakkı yenilmiş bir oyun var elimizde kararını vermiştim ama bölümleri geçtikçe aslında notların ne kadar tutarlı olduğunun farkına vardım. Ne gariptir ki Battlefield 3’ü göklere çıkaran FrostBite 2 gibi bir motoru bu derece dengesiz bir biçimde kullanarak MoH: Warfighter’ı yerin dibine sokabilmişler.

Oyunu oynarken biraz olsun Battlefield’a benzer diye umut ediyorsunuz ama çoğu zaman karanlık, yüksek kontrastlı, grinin yoğun olarak amaçsızca tonlandığı bir palet var karşımızda. Yer yer düşük kaplamalar, sönük patlamalar, garip mi garip buglar ve özellikle PS3’te kare oranı düşüşleri insanı oyundan soğutmaya yetiyor bile. Gerçi sadece 5 saatte bitirebileceğiniz bölümler silsilesiyle kendinizi bu hengameden kurtarıp çok oyunculu kısmın sularına bırakıyorsunuz. Su çok güzel gelsene diyebilecek miyiz bir bakalım.

Savaş alanının ortasına helikopterden inemeyen bizden değildir

Medal of Honor’ın tek kişilik senaryodaki oyun mekaniği çok oyunculu bölümü için biçilmiş bir kaftan olarak karşılıyor bizi. Şimdiden efsane olmuş Frostbite 2 motoru sanki bir Battlefield 3 oynuyormuş gibi hissettirecek sanıyorsunuz başlangıçta ama zamanla biraz motorun yardımıyla BF3 biraz da CoD’un oynanış mekanikleri, upgrade sistemine benzerlikle Call of Duty olduğu, yani bir kırma olduğu hemen fark ediliyor. Ne Battlefield 3 gibi ağır bir oynanışa sahip, ne de Call of Duty’de bir tren gibi diğer oyuncuların üzerinden geçme imkanı olan hızlı bir stile.

Burada yapımcı firma kendi kırmalarını yaparken ilginç bir ayar yapmışlar. Çatışmalar hızlı geçiyor orası doğru ama gerek şarjör değiştirmeler olsun gerek vizörden bakışla normal bakış arasındaki geçişler yeterince yavaş. Yok öyle bir yandan koşarken bir yandan şarjör değiştirip üç adamı öldüreyim bıçağı sokayım sonra birkaç kişi de el bomba attığım da ölsün falan… Bir şekilde bir köşeye geçip şarjörünüzü değiştirmek için zaman vermelisiniz kendinize.

Böyle bir oynanış benimsendiğinden bireysel yeteneğin yanı sıra takım oyunu da çok önemli. Çünkü bir şekilde arkanızı kollayan, dar alanlarda ve köşelerde karşılıklı birbirinizi ya da arkanızı koruma ihtiyacınız oluyor. Tıpkı CoD gibi MoH da katmanlı bir harita yapısına sahip. Yani sadece tek bir seviye yerine, balkonlar, yer altı tünelleri ya da çok katlı binalar var.

Bu binalarda hiçbir taraf çok fazla kalıp üstünlük sağlayamıyor çünkü binaların birden fazla giriş yeri var ve toplam sunucu oyuncusu fazla olmadığından bir yere pusup kalamıyorsunuz. Bu yönüyle Medal of Honor çok oyunculu modlarda benim gönlümü kazandı.

Gökyüzünde her şey çok güzel, keşke yeryüzünde de aynı şey olsa.
Gökyüzünde her şey çok güzel, keşke yeryüzünde de aynı şey olsa.

MoH da CoD’daki streak özelliğine benzeyen ve ard arda aldığınız öldürmelere, görevleri gerçekleştirme oranınıza bağlı olarak sizi ödüllendiren bir sistem var. Bu sistemde mesela haritanın stratejik bir bölüme takım arkadaşlarınızı indirebileceğiniz ve etraftaki askerli minigunla tarayabileceğiniz apache helikopter gibi ödüller var. MoH’da BF3’tekine benzer bir sistem getirilmiş fakat bu kez Buddy adıyla geçiyor ve dört kişilik ekipler yerine badinizle beraber takılacağınız bir özellik.

Yani Squadlar iki kişilik. İyi mi derseniz… farklılık getirilmeye çalışılmış ama yenilik diyebilecek miyiz, bilemiyorum. Oyun türleri olarak Demolition, Team Deatmatch, Deathmatch, gibi klasik oyun türleri mevcut. Yine aynı soruyu soruyoruz, değişik yeni bir şey var mı hayır? Benim burdaki isyanım Call of Duty’nin her sene aynı oyunla karşımıza çıkmasına ve bu kadar iyi puanlar almasına sebep olan aynılıkla MoH’un bu oyunlara benzemeye çalışıp, bir nevi olsa başarılı olup da bu derece yerin dibine sokulmasıdır.

Tarihi yapı mı, o da ne, bombalayın gitsin.
Tarihi yapı mı, o da ne, bombalayın gitsin.

Sonuç

Medal Of Honor tek kişilik görevleriyle ciddi anlamda yerin dibine geçirilecek bir oyun, bu konuda hiçbir sözüm yok. Araç kapışmaları hariç kaldırıp çöpe atabilirsiniz. Ama çok oyunculu olarak sizi en az CoD, en az BF3 kadar oyalayacaktır eğer ki kırma yönünü kabul ederseniz. Evet, Medal of Honor: Warfighter’ın en büyük suçu bir kırma olarak çıkması ve insanların melezleri pek sevmemesi olsa gerek.

Arada kalmış temposu başta insanı garipsetse de bir iki saatlik deneyimden sonra hem silahlarınızı dilediğiniz gibi özelleştirebilmenizi sağlayan My Gun özelliğine alışıyor, hem de açılabilir silah sistemiyle oyununuzun çeşitlendiğine şahit oluyorsunuz. Fakat devrimsel, farklı olan ne var derseniz, size çok fazla şey sayamam. Kısacası MoH bu senenin arada kalmış oyunu olarak tarihe geçiyor.

Hakkında Emre

Galatasaraylı Bir Michael Jackson Hayranı... 1996 yılında kasa montajı ile başladığı bilgisayar serüveni onu sırasıyla notebook tamiratı, web sitesi tasarım ve yönetimi, editörlük ve danışmanlık hizmetlerine kadar getirdi, hala kıramadığı firmalarla site çalışmalarına devam etmesine karşın, sosyal medya üzerine odaklı.
error: