Home » Oyunlar » İnceledim: Call of Duty: Black Ops II

İnceledim: Call of Duty: Black Ops II

Sevilen seri Call of Duty’nin yan sanayisi, alternatif evren odaklı Black Ops serisinin devam oyunu nihayet parmaklarımın ucunda. Her sene temcit pilavı gibi ısıtılıp oyun severlere sunulan ve muhtemelen bir çoğunun papaz olduğunu düşündüğüm oyuncuların da severek yedikleri bu pilav bakalım bu sene aşına ekstra içerik katabilmiş mi? Taşı sopayı hazır edin arkadaşlar, linç edilmeye de omuzlar da taşınmaya da hazırım.

Geleceğe Dönüş

İlk Black Ops karman çorman senaryosu fakat yine de etkileyici karakterleriyle dikkatimizi çekmeyi başarmıştı. Daimi olarak rakamlar gören, Reznov ve Kravchenko isimlerini sayıklaya sayıklaya sorgulama sandalyesinde bitirivermiştik oyunu. Soğuk savaş ve Vietnam odaklıydı, hoştu güzeldi ama artık serinin acilen yeniliğe gitmesinin sinyallerini veriyordu. Çünkü ilk Call of Duty’den beri kullanılan “Scripted Event”, yani önceden kurgulanmış anlık olayları birkaç ekstra efektle tekrarlıyor bunun yanında konuyu anlatma konusunda da gitgide başarısız hale geliyordu (zaten Treyarch bu konuda hiçbir zaman Infinity Ward’un yanına yaklaşamadı).

Bu gözümü kapayınca çift görünüyorsun, bunu kapayınca tek. Çok ilginç lan.
Bu gözümü kapayınca çift görünüyorsun, bunu kapayınca tek. Çok ilginç lan.

 

Neyse efendim, bu yenilik olayını bu kez ciddiye alan Treyarch, başrole David Mason’ın oğlunu oturtarak ileri teknolojik silahlarla donatılmış 2025 yılı ve 1980’lerin arasında geçen bir zaman sürecinde güzel kurgulanmış (nihayet) geri dönüşlerle CIA’nin kirli çamaşırlarını ortaya döküveren bir hikaye anlatıyor. Evet hikayemiz güzel anlatılıyor ama daha ilk bölümden bir önceki Call Of Duty oyunundan neredeyse hiçbir farkı olmayan bir “gameplay” ortaya çıkıyor. Deli gibi üstünüze akan düşmanlar, serinin bütün oyunlarındaki kadar patlamanın tek bir bölümde olması, ordan buradan fırlayan “vur beni vur beni” nidalarıyla önünüze atlayan askerler derken senaryo akıp gidiyor.

 

En popüler haritalardan birisi.
En popüler haritalardan birisi.

 

Allah’tan gelecekte geçen bölümler geçmiştekilere göre çok daha adam akıllı, çok daha eğlenceli, çünkü düşmanlarınız biraz daha donanımlı ve çeşitliyken siz de bu askerlerle baş edebilmek için seride daha önce denenmemiş silahlardan ve ekipmanlardan yararlanıyorsunuz. Üzerlerinde nanosuit benzeri kamuflajlar taşıyan askerleri görünmezken görebilmek için farklı yöntemlere başvuruyor, karşınıza çıkan robotları ve savunma sistemlerini saf dışı bırakmak için EMP el bombası gibi farklı icatları kullanıyorsunuz. Konu olarak bu bölümlerde de çok bir şey beklemesek de oynanış biçimi olarak gerçekten çeşitli. İşin içine bizim tarafımızda olan robotlar, içlerine girip yönetebildiğimiz mechler, koruma, belli noktaları ele geçirme ve rehine kurtarma bölümleriyle işler bu bölümlerde toparlanıyor.

Zaten bir takım olarak hareket ettiğinizden her şey çok daha mantıklı bir çerçevede işliyor. Gelecekte geçen bölümlere bir de yapmak zorunda olmadığınız ama ana senaryo görevlerinden çok daha iyi kurgulanmış ve daha çok heyecan veren yan görevler eklenmiş. Bu yan görevleri çok seveceksiniz, çünkü işin içine strateji de ekleniyor. Natural Selection oynadıysanız aynı oradaki sistem gibi dilerseniz bir komutan olup askerlerinize tıpkı bir strateji oyunundaki gibi emir verebilir, ya da savaş alanındaki herhangi bir birimin doğrudan içine girebilirsiniz. Niye bilmiyorum ama senaryo odaklı görevlerden çok daha hoşuma gitti.

Adamın Dibisin Mason

Bazı bölümlerdeki cafcaflı ağır çekimler, gözleri yuvalarından fırlatacak aksiyon sahneleri de görülmeye değer, görülmeye değer de Allah aşkına biri öncelikle bana şu Amerika’nın dünyadaki tüm uluslar tarafından tehdit edilme olayını bir açıklasın kuzum? Bir yanda Güney Amerikalı sosyalistler, diğer yandan bu sosyalistlerin kankaları olmuş Cihad askerleri, her daim kaybetmeye mahkum Rusya, arada bir kafasını gösterip çeken çinliler…

Amerikalı arkadaşlarımız da doğal olarak “düşmanımın dostu düşmanımdır” yaklaşımıyla önlerine gelene bin tekme atıyorlar. Oyunun bazı yerlerinde senaryonun güya gidişatını etkileyen bazı dramatik kararlar vermek zorunda kalıyorsunuz. Özellikle Mason’ın beyin yıkamadan sürekli muzdarip karar verme sorunları ve rakamların bu sahnelerde etkili olduğunu belirtelim. Yalnız keşke bizi azıcık serbest bıraksaymışlar da kare tuşuna abanmak zorunda kalmasaymışız. Neyse, senaryo ciddi anlamda su gibi akıp gitse de azıcık duraklayıp, düşünmeye kalkınca ne yazık ki ben ne yapıyorum ya sorusunu sormaktan alıkoyamıyorsunuz kendinizi.

Hele elimizde katanayla bin kurşuna kafa tuttuğumuz cinnet bölümü ve Afganistan’da Ruslara karşı at üstünde Ramboculuk oynadığımız bir bölüm var ki akıllara zarar. At üstünde 4 helikopter, 5 tanede tank vurduğunuz sağdan soldan gelen kurşunlara hadi ordan dediğiniz bu bölüm Black Ops 2’nin aldığı “muhteşem” yorumları dönüp dönüp tekrar sorgulamama neden oldu. Tek kişilik senaryo, kısacası, biraz dengesiz olmuş. Aşık olacağınız bölümler ve gerçekten nefret edeceğiniz bölümler olarak ikiye ayrılmış durumda. Keşke şu oyunu her sene çıkarmak yerine azıcık demini almasını bekleseler de saçma sapan görevler yerine hepsi birbirine bağlı, tutarlı görevler oynama şansına erişsek.

Savunma ve saldırı görevleri tahim edemeyeceğiniz kadar eğlenceli.
Savunma ve saldırı görevleri tahim edemeyeceğiniz kadar eğlenceli.

 

Gelelim hatalara… Bunları tek tek yazmaya gerek var mı bilmiyorum. İnternete Black Ops 2 hataları yazın bir bakalım karşınıza ne çıkıyor? Görünmez kutulara düşen atlar, düşmanların duvarlardan ateş etmesi, silahlarınızın durmaksızın duvarların içine girmesi, bazı tetiklemeniz gereken olayların hiçbir şekilde başlamaması… İlk Afganistan bölümünde kasabaya geri dön imleci artık nasıl olduysa oradan oraya uçan bir uçağa kaymıştı, ben sürekli ok işaretinin olduğu yere yöneliyordum ama işaret helikopterin üzerinde olduğundan 20 metre yürüdükten sonra hop helikopter yer değiştiriyor, bir anda kuzeydeyse güneye gidiyordu… Bu işte bir sorun olduğunu anlayan ben, durdum ve zaten sınırları belli olan haritada daha önce kasabanın nerede olduğunu tayin ettim (aferin bana). Helikopter ise üzerinde buraya git işaretiyle dönüp durmaya devam ediyordu.

Şimdi yavaşça arkanıza dönmenizi istiyorum, evet işte böyle.
Şimdi yavaşça arkanıza dönmenizi istiyorum, evet işte böyle.

 

Grafik motoru artık yaşını gösteriyor, kabul. Yeni bir motora geçmenin zamanı çoktan gelmiş durumda. Yalnız bu yaşlı motora, kaplamaların süper kalitesizliğine rağmen kendine has olma durumunu yakalamayı başarmışlar. Yağmurun delicesine yüzünüze çarpmasını, yüksek irtifalardan düşerken ciddi anlamda heyecanlanmanızı özgünlükten başka bir şeye bağlayamıyorum. Patlamalardan eğer sağı solu görme şansını yakalarsanız, aslında bölümlerin nasıl zekice tasarlanmış olduğunu, bu bölümlerin kendine has efektlerini ve bir bütün içinde sunulmasını göreceksiniz. Zaten bu bölümlerin çoğunun single olarak değil de multi olarak amaçlandığını çok oyunculu bölüme geçince anlıyorsunuz.

Sonuç olarak tek kişilik senaryo bu sene toparlanmaya çalışılmış, çok daha derli toplu olsa da önceki oyunlardan çok da değişik olmayan yapısıyla Modern Warfare 2’den sonra ciddi düşüşe geçen hikaye anlatımına pek de bir şey katmamış. Black Ops 2 yine her Treyarch oyununda olduğu gibi gücünü Multiplayer’dan alıyor. Bakalım Multiplayer bize ne sunuyor?

60 Dolar verdim, tabii ki bir sene oynayacağım

Yiğidi öldür hakkını yeme demişler, Black Ops 2 çoklu oyuncuda her şeyi çok daha iyi yapıyor. Tek kişilik bölümde kendini ölümsüz bir rambo gibi hisseden oyuncu, gerçek insanlarla adam gibi haritalarda karşılaştığında afallama sürecini ister istemez yaşıyor.Özellikle bölüm tasarımlarında katman mantığını kullanmak oyuncuyu her daim tetikte tutuyor.

Her yapının illaki bir yerlerden çıkışı, girişi var, düz koridorların mutlaka sağdan soldan tali geçişleri bulunuyor. Yani şöyle diyelim, kör noktalar çok az olduğundan ister istemez sürekli olarak tetikte olmak zorunda kalıyorsunuz. Sürekli aynı yerde bekleme alışkanlığı da bir zaman sonra kayboluyor. Dilerseniz bekleyin, sizin seçeneğiniz, ama pusuya düşürülmeye arkadan sarılmaya da hazır olun.

Üst komşumuz şaziye abla zombi modu için seçmelere gitmişti.
Üst komşumuz şaziye abla zombi modu için seçmelere gitmişti.

 

Bu sene karakter yaratma ekranında biraz daha özgürlüğe gidilmiş. Karakter yaratma ekranı artık sizi sınıflar arasında kısıtlamıyor ve istediğiniz sınıfı yaratmak istediğinizde elinizde 10 puanla bu puanları harcayacağınız silahlar ve perklerle başbaşa kalıyorsunuz. Artık gerisi size kalmış.Tabii ilerde zamanla açacağınız “kilitli” silahlar başlangıç silahlarına göre çok daha etkili durumda. Bunu dengesizlik olarak görür müsünüz bilmiyorum ama sonuçta “unlockable” olmasının bir cilvesi diyebiliriz.

Önceki oyunlarda çok eleştirilen ve Kill Streak’e ulaşan insan evladına bahşedilen güçlere kendi çapında yeni bir sistem getirmiş Treyarch. Artık “Streak” felsefesi adamları öldürme sıranıza değil de “Score” sistemine indirgenmiş.Yalnız burada da milletin en çok şikayet ettiği şey size Streak ödülü olarak gelen robotlarda. Özellikle şu uçan droneları nereye salarsanız salın hep elleri dolu geliyorlar. Sağdan soldan gelecek adamları mı kollayacaksınız yoksa tilki gibi arkanızdan vuran droneları mı bilmiyorum. Kullanan için şahane, ceremesini çekenler için aşırı derecede sinir bozan bir araç kısaca kendisi.

Yemin ederim babamla izlediğim Rambo filmi gibi, aynısını yapmış adamlar. Helal!
Yemin ederim babamla izlediğim Rambo filmi gibi, aynısını yapmış adamlar. Helal!

 

Oyun türlerimizin de isimleri değişse de teknik olarak çok değişiklik yok. Çalışanlar aynen devam ediyor, King of The hill moduna benzer bir de Hard Point modu getirmişler. Bu modun yanında bir Multi Team seçeneği eklenmiş. Oyun türleri birbirine benzese de yine her zaman ki eğlenceli bağımlılık yapıcı multiplayer yerli yerinde duruyor.

Dikkat ettiyseniz hep “eskisi gibi, eskiden olduğu üzere” deyip duruyorum. Call of Duty: Black Ops 2 önceki oyunların hayranlarını fazlasıyla tatmin ediyor buna bir diyeceğim yok belki ama her sene aynı gameplayin önümüze konmasına ve 60 dolar vermeye neden razı oluyoruz bilmiyorum? Açın geçen seneki oyunun multisini oynayın birkaç saat sonra aynı hissi alacaksınız zaten. Farklı silahlar, haritalar olmuş olmamış neredeyse herşey birbirine benzer durumda. Zaten birkaç ay sonra başlarlar iki tane harita paketini 15-20 dolardan satmaya. Bu sene çoklu oynanış biçimi gelmiş Zombi modu da oyuna çok değişiklik katamıyor zaten (Left 4 Dead varken, Call of Duty zombi modu nedir yav).

Sonuç olarak Call of Duty: Black Ops 2 iyi fakat yeni bir oyun değil. Dengesiz ve yer yer heyecanlı, kimi zaman sıkıcı Campaign’i tatmin etmekten çok uzak. Multiplayer ise türün mekaniklerini sevenler için dolu dolu ve eğlenceli. Aynı mekaniklerle oyunu oynamak isteyenleri burdan alalım, onlar için her şey tüm eğlencesiyle yerli yerinde duruyor. Call of Duty serisinden artık yeni bir şeyler bekleyenleri ise biraz daha sebata çağırıyorum, çünkü bu oyun o yeniliklerin olduğu oyun değil.

Hakkında Emre

Galatasaraylı Bir Michael Jackson Hayranı... 1996 yılında kasa montajı ile başladığı bilgisayar serüveni onu sırasıyla notebook tamiratı, web sitesi tasarım ve yönetimi, editörlük ve danışmanlık hizmetlerine kadar getirdi, hala kıramadığı firmalarla site çalışmalarına devam etmesine karşın, sosyal medya üzerine odaklı.
error: