Home » Oyunlar » İnceledim: Assassin’s Creed III

İnceledim: Assassin’s Creed III

Assassin’s Creed serisini, seriyle pek alakalı olmayanların bile tanımasının birçok nedeni var. Tarihten temel alan konusu, keşfedebileceğiniz kocaman açık bir dünya, gizlilik, aksiyon, Venedik, Roma ve İstanbul… Ama belki de her şeyden önce kahramanlarıyla özdeşleşmiş, AC serisinin kendine has tarzdaki başlıklı elbisesi. Bu elbisenin içinde şehrin en yüksek yerlerine tırmanıp bütün şehrin ihtişamına tanık olduğunuz anlar… Kaçımız zirvesine tırmanması on-on beş dakikadan fazla alan binalardan, kendini boşluğa bırakıp atlarken ki o heyecanı unutabildi?

AC III ile bu sefer çok daha geniş, dolaşması bile saatlerinizi alacak büyük alanlarda artık eski karakterlerimizi de neredeyse geride bırakıp tamamiyle yeni bir maceraya çıkıyoruz. Ana hikaye görevlerinin işleyişi genel anlamda gerekli bilgileri toplama, takip etme ve konu boyunca karşılaşacağınız önemli kişilere suikast düzenleme üzerine kurulu.

Hikayeye ara vermek istediğinizde ise dalgalarla sarsıldığınız, gökyüzünün şimşeklerle parladığı denizlerde emrinizdeki gemi ile savaşabilir, Benjamin Franklin’in dört bir yana dağılmış almanak sayfalarını toplayabilir, harita bölgelerini Tapınakçılardan kurtarmak için isyanlar çıkarabilir, Amerikan arazilerinde oyun boyunca karşılaşacağınız dinamik dört mevsim sistemi ile farklı hava şartlarında avlanabilir, özgürce dünyayı keşfedebilir, ağaçlara-kayalara tırmanabilir, toplanabilir eşyaları toplayabilir kısaca özgürlüğün tadını çıkarabilirsiniz.

Fakat her özgürlüğün bir bedeli olması yüzünden, AC III’ün sunduğu bunca seçenek oynayabilirlik ve hikaye arasındaki bağı kimi zaman tam anlamıyla yakalayamıyor. Yaptığınız şeylerin kimi zaman ana hikayeyle/oyunun gidişatıyla alakasız ve sadece oyuncuya seçenek sunulmuş olması amacıyla eklendiğini ve bütün halinde oyuna bir şey katmadığını fark edeceksiniz.

Yüzüm gözüm dağıldı ama akıllanmadım.
Yüzüm gözüm dağıldı ama akıllanmadım.

Seride neden özellikle Ezio’nun en sevilen karakter olduğunu hiç düşündünüz mü? Ezio’yla gençlik yıllarından başlayan maceramızda onun kardeşleriyle olan ilişkilerine, ailesine, düşmanlarına hatta aşklarına bile tanıklık etmiştik. İntikam yemininin en yakın tanığı bizdik, Floransa’dan ayrılırken yine biz vardık yanında. Venedik’i, İstanbul’u, Roma’yı beraber keşfettik. Ezio artık BİZ’dik. Tek bir kişi. Oyuncuyla harika bir bağ kurmanın yolunu yakalan Ubisoft, bu seferde benzer tarif üzerinden ana karakterle oyuncuyu tanıştırıyor.

Saklambaç oynadığı yıllardan itibaren kontrol etmeye başladığımız Amerikan Yerlisi Connor, Desmond’ın Amerikan Devrimi sırasında yaşayan Tapınakçılarla savaşmış başka bir atası. Çocukluğundan alıp, intikam peşinde koştuğu yıllarla birlikte neredeyse bir ömür boyunca Connor’ı kontrol ediyoruz. Ne dostlarınız ne de düşmanlarınız tamamiyle ayırt edilmiş çünkü hem İngilizlerden hem de Amerikanlardan yolunuza çıkanlar oluyor. Oyunun tarihsel olarak seçtiği Amerikan Devrimi sizin savaşınız değil.

Taraf tutmuyorsunuz, sadece kendi amacınız doğrultusunda ilerlerken tarihin yazılmasına katkıda bulunuyorsunuz. Çay kaçakçılarını durdurmanız, Battle of Bunker Hill’de yaptıklarınız intikam yolunda önünüzden kaldırmanız engelleren ibaretler.

AC III konu ve konunun işleyişi konusunda oyuncuyu çok fazla kısıtlayan ve yapmanız gerekenleri adım adım uygulatmaya çalışan diktatör bir yapıya sahip. Özellikle birilerini kovaladığınız bölümlerde veya belli bir bölgede art arda yapmanız gereken bir şeyler olduğunda en ufak yanlış bir seçiminizde görevler iptal olabiliyor ve göreve en başından başlamanız gerekiyor. Bir görevde kale içerisindeki cephaneliği havaya uçurup kale duvarlarından kendimi dışarıya atmıştım fakat ne yazık ki görev o kadarla kısıtlı değilmiş. Dışarı çıktığım anda, oyun hiçbir şey olmamış gibi öldürdüğüm bütün askerleri ve cephaneliği yerine koydu ve ekranda herhangi bir bilgi vermeden görevi baştan başlattı.

Felix de kimmiş? Ben daha iyi atlarım!
Felix de kimmiş? Ben daha iyi atlarım!

Prologue diyebileceğiniz konuyu anlatma, oyuncuyu konuya hazırlama kısmı yaklaşık 4-5 saat sürüyor ve çoğu oyunun bu sürede bittiğini göz önüne alırsanız, gerçek anlamda kontrolü ele alana kadar oyunun sizi zorlamasıyla devam etmeyi göze almanız gerekiyor. Ana hikaye yapısındaki bu kısıtlamalar ve hikayenin içeriği Connor’la olan bağınıza belli bir mesafe koymanıza neden oluyor. İntikam ümidiyle çıktığınız yolda çoğu zaman Amerikan Devrimi’nin ana planda oynayan oyun olduğunu, sizin ise aradığınız kişilere ulaşmak için ayak işleriyle uğraştığınız hissine kapılıyorsunuz.

Oyun, animasyon teknolojisinden grafiklere kadar birçok yenilik barındırıyor. Açılış görevini yaptığınız Londra Opera Evi’nde gözünüze önce grafiklerdeki iyileştirilmeler çarpacak. Işıklandırmalar, çevre tasarımı ve ayrıntılar çok daha gerçekçi hale getirilmiş. Ana karakterler ise özellikle yüz tasarımları ve hareket animasyonları konusunda iyileştirmelerden geçirilmiş. Kapalı mekanlarda animasyonlardaki yumuşaklığa alıştıktan sonra oyunun gerçek mekanı olan açık alanlar oyuncuya çok daha cezbedici geliyor.

Connor’ın evini karlara gömülmüş veya ilkbahar yağmurlarında farklı parlarken görmek büyük bir zevk veriyor. New york’un insan kaynayan sokaklarında hem grafik motorunun kalabalık grupları nasıl hayata getirdiğini hem de yaşayan bir şehrin içerisinde olduğunuzu görmeden edemeyeceksiniz. Fakat ne yazık ki oyunun genelinde her şey anlattığım kadar güzel işlemiyor.

Oyunun yükleme ekranlarında bile donmalarla, takılmalarla karşılaşacaksınız. Yürürken kaybolan insanlar, hayvanlar; belli bir uzaklığa kadar görebildiğiniz ayrıntısız haliyle çevre ve ilerledikçe yüklenen kaplamalar (insanlar ve hayvanlarda dahil), Connor ile bolca rastlayacağınız görünmez duvarlar oyundan alacağınız zevki yok edemese de azaltacaktır. Sayamacağım kadar hatanın ilk gün yayınlanan bir yama ile düzeltiğini de göz önüne alırsanız, oyunun yamalanmamış halinin büyük bir baş ağrısı yaratacağından emin olabilirsiniz.

Peki AC’nin en eğlenceli yanlarından biri nedir? Elbette serbest koşu/tırmanma ve dövüş kısımları. Serbest koşu/tırmanma kısmı o kadar kolaylaştırılmış ve mükemmel hale getirilmiş ki tek bir tuşa basılı tutup sadece yönü belirleyerek, birbiri ardına akan yumuşak animasyonlar eşliğinde dakikalarca koşup tırmanabilirsiniz. Oyuna eklenen kayalar ve ağaçlarda artık tırmanılabilir ve bunlara tırmanmak önceki oyunlardaki bir binaya tırmanmaktan çok daha basit. Mavi rengin hakim olduğu Animus arayüzü ise eskiye göre daha rahat anlaşılır. Etrafta etkileşime girebilecekleriniz örümcek-ağına benzer bir yapıyla Connor’a gösteriliyor ve oyun ekranında görünmesini istediğiniz her özellik (can, incognito, silahlar vb.) ayarlar bölümünden istediğiniz şekilde ayarlanabiliyor.

Dövüş sistemi ise artık aynı anda iki kişiye “karşı saldırı (counter)” yapabileceğiniz şekilde geliştirilmiş. Yıllardır suikastçilerimize sırayla saldıran düşmanlar, bu oyunda artık ikişer ikişer de saldırabiliyorlar ve tam bu anda karşı saldırı tuşuna ve ardından saldırı veya etkisiz hale getirme tuşlarına bastığınızda çeşitli animasyonlar eşliğinde Connor iki düşmanı birden ortadan kaldırabiliyor. Evet artık karşı saldırı tek tuşla değil. Bu tuşa bastığınızda Connor yalnızca saldırıyı durduruyor.

Eğer siz de saldırıya geçmek istiyorsanız etkisiz hale getirme veya saldırma seçeneklerinden birine daha basmanız gerekiyor. Artık bir savaşın içerisinde kaldığınızdan dolayı da Connor ile bol miktarda dövüşeceksiniz, öldüreceksiniz. Diğer oyunlardaki bol miktarda zıplama, tırmanma olaylarının aksine bu oyunda odağınızda öldürmek olacak.

Millet aşağıda kafaları çekiyor biz yukarda onları izliyoruz, iş mi bu?
Millet aşağıda kafaları çekiyor biz yukarda onları izliyoruz, iş mi bu?

Seriye Brotherhood ile gelen çoklu oyuncu modları da eski oyunların başardıklarının üzerine koyarak devam ediyor. Wolf Pack adındaki co-op olarak oynayan yeni modda arkadaşlarınızla beraber NPC’leri öldürerek yüksek skor elde etmeye çalışıyorsunuz. Suikastçiliğin iliklerinize kadar işlediği Assassin modu da aynı şekilde duruyor. Bu modda her bir oyuncu başka bir oyuncu onu öldürmeden NPC’ler arasındaki hedefine suikast görevini yerine getirmeye çalışıyor. Çoklu oyuncu modlarını oynadıkça Abstergo ve Animus hakkında yeni bilgiler öğreniyor olmak oyuncuları bu modlara daha fazla zaman ayırmaya teşvik edecektir.

Oyuna gerçek anlamda başlamak için uzun bir süre harcamanız gerektiğinden bahsetmiştim. Özellikle bir an önce kendi başlarına kalmak isteyen ve özgür dünyanın tadına önceki oyunlarda varan oyuncular harcadıkları zamana üzüleceklerdir. AC III’ün henüz başlarda oyuncuyu tamamiyle emrinde tuttuğu bu zamanın uzunluğu hanesine eksi olarak yazılıyor. Ne zaman ki Connor’ı suikastçi tarzıyla kontrol etmeye başlıyorsunuz işte o zaman karşınıza keşfedilmeyi bekleyen saatlerce uzunlukta eğlence çıkıyor. Deniz savaşlarına veya av kuluplerine katılabilir, Tapınakçıların şehirler üzerindeki hakimiyetlerini kaldırmak adına suikastçi ekibinizi oluşturup onlara karşı savaşabilirsiniz. Ama oyunu oynarken unutmamanız gereken en önemli şey devamlı ana görevleri oynamamak olacaktır. Çoğu yerde heyecan yoksunluğu, oyunun hareketlerinizi zorlaması ve sık sık akışı bölen ara videolar oyuncuda bıkkınlık oluşturabilir. Bu yüzden mutlaka yan uğraşlara da vakit ayırarak ana görev bölümlerini oynamaya özen gösterin.

Yeni grafik motoru ile grafikler daha bir güzel gözüküyor.
Yeni grafik motoru ile grafikler daha bir güzel gözüküyor.

Yılın en büyük oyunları arasında gösterilen AC III, ana hikaye ile özgürlüğü karıştırdığınızda oldukça eğlenceli bir oyun. Oyuna neden eklendiğini bilmediğiniz oyuna iyi yedirilmemiş görevler, oyuncuyu dikte eden konu, grafiksel hatalar oyunun kalitesine zarar verse de çok büyük bir açık dünyada yapabileceğiniz onca şey, Connor’a verilen bu geniş özgürlük oyunu eğlence faktörüyle harmanlayarak çoğu şeyin oyuncuyu rahatsız etmemesini sağlıyor. İlk oyundan bu güne her alanda olağanüstü gelişen AC serisi artık sona gelmiş durumda. AC III oyuncuların umduğu her şeyi mükemmel bir şekilde yerine getiremiyor olabilir ama seride en fazla şeyi yapmayı deneyen ve çoğunu başaran harikulade bir oyun.

Hakkında Emre

Galatasaraylı Bir Michael Jackson Hayranı... 1996 yılında kasa montajı ile başladığı bilgisayar serüveni onu sırasıyla notebook tamiratı, web sitesi tasarım ve yönetimi, editörlük ve danışmanlık hizmetlerine kadar getirdi, hala kıramadığı firmalarla site çalışmalarına devam etmesine karşın, sosyal medya üzerine odaklı.
error: