Bugün ufak bir tartışma başımdan geçti. Alanya DAMLATAŞ İnternet cafede çalışıyorum. Ali arkadaşımın beni işe almasıyla başladım. Kendisi tatil yapmak için Ankara’ya gitmesi üzerine babası internet cafeye geldi. Yaklaşık bir ay kadar kalacağı söylendi. Bugün güvenlik kameralarını yaptırmak için 2 3 eleman arkadaş çağırmış. Ellerinde fatura vardı. Toplam tutar 708$ gibi uçuk bir fiyatla makbuz kesildiğini gördü. Teknik servis bölümüne telefon açıp fiyat konusunda anlaşmaya çalıştı. Olmadı .. Aradan 1 – 2 saat geçmesi sürecince bana makbuzu kaldırmamı söyledi ve internet cafeden çıkıp başka bir yere gitti. İnternet cafede müşteri olayından (kulaklık değiştirme, makinalarda sorun yaşama) gibi ufak tefek problemleri gidermeye çalışırken iki arkadaş güvenlik kamerası şirketinden gönderildiğini söyledi. Makbuzun masada olduğunu ben unutmuştum. Şahıslardan (tecrübeli kişi) biri makbuzu alıp (habersiz) bakmaya başladı. Telefonla öğretmenim beni aradı ve iki arkadaşın kamera güvenlik sistemlerinden geleceklerini söyledi (ama çok geç kaldı…) bende burada olduklarını söyledim.
 
Neyse.. İnternet cafeye geldiğinde arkadaşla kameranın nereye takılacağını konuştular. Arkadaşların gitmesine yakın kasaya (server) yaklaşıp kaşlarını çatarak ‘ben sana bunu kaldır demedim mi?’ diyip önüme köpeğe kemik atar gibi makbuzu attı. O öyle davranınca Bende ister istemez gerildim. ‘El kol hareketi yapmayın hocam’ dedim. ‘öyle köpeğin önüe kemik atar gibi birşeyler fırlatmanız ne yaşınıza nede mesleğinize yakışıyor’ dedim. ‘ya napayım’ diyor? Sen öğretmen misin?
Ufak bir tartışmanın ardından sabahları ağrızalı olan bilgisayarları yapmadığımı söyledi. Hocam insaf.. Sağır mısın? Sultan mı? üç kez söylediniz üç kez aynı cevabı verdim! ‘Ekran kartı sorunu var!’ dedim.. Sen hala bana kalkmış laf söylemeye çalışıyorsun! Makbuzu sinirden parçaladım. Poşette duruyordu. Gittim çöpe attım. ‘Makbuzu getir emre!’ dedi. ‘Getir değil hocam getirir misin?’ dedim. Oda aldırış etmeden ‘getir’ dedi. Bende ‘getirmiyorum’ dedim.
 
Ardından ‘ben seninle çalışmak istemiyorum’ dedi. Ben çok mu hevesliyim? Bağzı öğretmenler neden böyle anlamam. Öğretmenimizin ticaret anlayışına bir bakın. Bugün alanyada hava sıcaklığı 38 dereceydi. Bilgisayarların çalışması içeriyi hemen hemen 39 – 40 derece yapmıştır.! Kendisi boynuna havlu atar klimaları açmadan oturur. Cafenin iç kısmı biraz uzun olduğunda arkada kalan yer (serverin olduğu yer) çok karanlık kalıyor. Bende sadece karanlık kalan kısımların lambalarını açıp beni dışardan görebilecekleri şekilde bir hava oluşturmaya çalışıyorum.
 

Öğretmenimizin ticaret anlayışı;

  1. Klimalar kapalı kalacak
  2. Lambalar açılmayacak

 
gibi sayamadığım (aklıma gelmeyen) bir sürü saçma sapan şeyler. klima açılmazsa sıcaktan bilgisayarların kitlenir ve windows kendisini güvenliği nedeni ile ya kilitli bırakır, yada windows’u otomatik olarak kapatır! Hadi bilgisayarlarını düşünmüyorsun gelen / gelecek olan müşterini düşün. Sıcacık yerde oturtuyor. Gelen gelen müşteri üstündekini yada yanında taşıdığı kağıdı yelpaze görevinde kullanarak serinletmeye çalışıyor. Bu konuda kaç kişi kaybettin? (Ben sayısını unuttum!)
 
Lambaları açma diyorsun. İçersi zaten uzun. Eskiden burası barmış. Lambalarda ona göre yapılmış. İçersi karanlık mı dursun yani? Müşteriyi mi ürkütelim? Böyle ticaret mi olur? Siberalem’e para yatırıp arkadaş aramayı ticaretten saymıyoruz değil mi? Yukarıda yazdığım yazıda ‘getir, yap, et, oturma, yapacaksın’ gibi konuşmalarınızı öğretmen olduğunuz için mi yapıyorsunuz? Günlük 10 lira alıyorum. Oda Ali yakın arkadaşım destekci olayım diye boşda durmayayım diye girdim bu işe. Sen kimsin emir vakalı konuşuyorsun? ‘o senden büyük’ diyeceksiniz. Büyük diye ‘hayvan muamelesi mi yapması gerek ?’ aynı şekli çocuğunuz yada yaşça küçük biri size yapsa? Kimse kussura bakmasın. Babamda öğretmen! Ama bana birkez olsun ‘yap, et, küfür eder gibi’ bir kez olsun konuşmadı! Ben babama her zaman söylerim.
 

‘Babacım sen aklınla bin yaşa!’

ve halada söylemekteyim! Sen bu tür insanlardan olmadığın için, bu insanlardan farklı olup öğrencilerine hayvan gibi değilde insan gibi davrandığın için seni çok seviyorum! Ben Atatürk’ü Nazım hikmeti senden sevdim! Seni çok seviyorum!

Bir Cevap Yazın